1001 album

‘dinlememiz gereken’ 1001 albüm üzerine notlar

Tree of Rock

Rock müziğin genetik haritası üzerine mixtape’ler

yazılar

yayımlanmış, yayımlanamamış yazılar

Ev » yazılar

Yine Yeni Yeniden Wire!

Yazan: on October 3, 2012 – 7:55 pmYorum Yok

Amerikalı müzik yazarı Jason Hartley, yayımlanmış tek kitabında dahi müzisyenlerin ortak noktalarını ve bu müzisyenlerin neden dahi diye değerlendirildiklerini inceler. Bu incelemeyi Lou Reed ve Bob Dylan’ı referans alarak yapan Hartley’nin ulaştığı sonuç şöyledir: ‘Birşey kaybetme ve kanıtlama kaygısı taşımadan, kendilerini iyi hissettirecek şeyleri rasyonel bir sebebe bağlama gereği hissetmeden yapmayı başaran müzisyenler, ‘üstün dahi’ sınıfına girebilirler.’ [1]

Böyle bir tanımın altında, Lou Reed ve Bob Dylan’ın yattığını görmek çok zor değil. Müzik kariyerlerine başladıkları andan itibaren popülerlik kaygısı taşımadan, zaman zaman fan tabanlarını karşılarına alma pahasına kendilerini değiştirmekten çekinmeyen iki ‘üstün dahi’ örneğini okuyucusuna sunuyor Hartley. Popüler kültür sahnesinde kalıcı olmanın altın kuralı Hartley’nin de vurguladığı gibi değişime açık olmaktan ve tahmin edilebilir olmamaktan geçiyor diyebiliriz. (Ancak ilginçtir ki ‘değişmek’ fiili, müzik dünyasında ağırlıklı olarak yadırgama ve hoşnutsuzluk muhteva edecek şekilde anlamlandırılmıştır.)


İngiliz topluluk Wire, 35 yılı kapsayan aktif müzik kariyeriyle kalıcı olmanın yolunun değişebilmekten geçtiğinin en somut kanıtlarından biri. 1976’da biraraya gelen topluluk, o yılların en çok ses getiren, hatta post-punk türünü tanımlayan topluluklarından biri olarak bilinir. (Pink Flag, Chairs Missing) Sık sık ayrılıp birleşen topluluk, ‘80lerde müziğine elektronik elementleri adapte ederken, ‘90larda karşımıza alternatif bir rock topluluğu olarak çıkar. 2000’lerde ise indie/alternatif arası gidip gelen bir ustalar topluluğudur Wire. Yazıya başlamadan önce gözden geçirdiğim Wire albümlerini dinlerken, üç farklı topluluğun farklı zamanlarda yaptığı müzikleri dinliyor hissine kapıldığımı söylemem gerek. Zaten Wire’ı, ’70 sonlarına sıkışmış old-school punk topluluklarından ayıran özellik de bu olsa gerek. (Bunun en güzel örneği, Hartley’nin de kitabında ayrıntılı incelediği Lou Reed olsa gerek.)

Sene 2011 ve Wire yine karşımızda. Ocak ortasında çıkan albümleri Red Barked Tree, Wire’ın 35 senelik kariyerinden süzülmüş seslerin olgunlaştığı bir durak. Değişim odaklı toplulukları tanımlayan bir ‘sound’ olmayışından bahsedilir zaman zaman. Wire’ın 2000’lerde yarattığı ‘sound’ için ise bunun geçerli olmadığının en güzel örneği Red Barked Tree. 3 ayrı döneme yayılan bu kariyerden geriye kalan tüm tecrübeler, güncel akımların rehberliğinde yine kendine has bir Wire albümü yaratmış. Günümüzün yeni yetme ‘indie’cilerine taş çıkaran gitarlar, ne anlatmak istediğini bilen tutarlı sözler, zaman zaman Pink Flag dönemine götüren güçlü ritimler ve tabii ki vazgeçilmez Wire melodileri Red Barked Tree’yi en kısa yoldan anlatan tanımlamalar.

 

İndie gitar tınıları, basit ritimleri ve melodileriyle başlayan albüm (Please Take), ilerleyen dakikalarda çekinmeden farklı türlere de göz kırpmaya başlıyor. ’70 sonlarındaki punk eksenli Wire şarkılarını aratmayan Two Minutes ve Now Was, eski Wire hayranlarını da tatmin edecek türden parçalar. ‘90lardaki Wire albümlerinde karışımıza çıkan Britpop etkileriyle Red Barked Tree’nin ortasında yeniden karşılaşıyoruz. (Bad Worn Thing) ‘90larda Britpop’tan melodiler ödünç alan topluluğun, 2000’lerde ise ağırlıklı olarak indie düzleminde bir anlayışı benimsediklerini söyleyebiliriz. Albümün ikinci yarısı ise kısmen daha sert gitar sesleriyle dinleyicisinin dikkatini toplamayı başarıyor.  Red Barked Tree’nin kapanışını ise albümle aynı ismi taşıyan parça yapıyor. Wire albümlerinde duymanın neredeyse imkansız olduğu akustik gitarlar, bu albümün bitişine imzasını atıyor. Ve böylece karşımızda yine ‘değişmiş’ bir Wire olduğunu iyiden iyiye anlıyoruz.

Yaşları 60’a dayanan Colin Newman ve Graham Lewis önderliğindeki Wire, yorulmadan yenilikler denemeye 35 yıldır devam ediyor. İniş-çıkışlarla dolu bu uzun müzik kariyerinin 2011’de nasıl bir şekil aldığını dinledikten sonra, daha şimdiden bir sonraki albümü merak etmeden edemiyor insan.

[1] Hartley, Jason, The Advanced Genius Theory; Scribner, 2010

*Bu yazı kargamecmua Şubat’11 sayısında yayımlanmıştır.

Comments are closed.