Albüm Köşesi

Bitmeyen beatler

Şair Müzisyenler

Ev » 2009, Albüm Köşesi, son yazı

Frusciante Empyrean’da*

Yazan: hankendi on April 27, 2009 – 3:32 amYorum Yok

Otuz yıla yaklaşan geçmişiyle hemen hemen her türden müzik dinleyicisinin bir şekilde aşina olduğu bir topluluk Red Hot Chili Peppers. Dolayısıyla popülerliği özgün kalmayı başararak yakalayan ender örneklerden. Bu başarıda elbette topluluğun kurucu üyeleri Anthony Kiedis (vokal) ve Flea (bas) kadar; topluluğa 1989 çıkışlı  Mother’s Milk albümüyle dahil olan davulcu Chad Smith ve gitarist John Frusciante’nin de katkıları göz ardı edilemez. Frusciante’nin 1988-92 yılları arasındaki yokluğunu saymazsak, 1988’den bu yana aynı kadroyla dinlediğimiz RHCP, Mayıs 2008’de yaptıkları bir açıklamayla, birlikte müzik yapmaya ‘belirsiz bir süreliğine’ ara verdiklerini açıkladılar. Bu açıklama, grup üyelerinden solo albüm beklentilerini arttırmıştı ki güzel haber John Frusciante’den geldi. Frusciante’nin 2009 başında yayınlayacağını duyurduğu solo albümü The Empyrean, Ocak ayında piyasaya sürüldükten sonra Şubat ayında Türkiye’deki raflarda da yerini aldı.

20080127-fruscante-1

Frusciante’nin solo albümlerine çoğu müziksever yabancı değil aslında. Bu sıradışı gitaristin üretkenliği özellikle 2004 senesi içinde çıkardığı birbirinden farklı 6 albüm ile doruk noktasına ulaşmış; ancak bu albümler profesyonel stüdyo çalışmalarından çok ev kayıtları havasında olduğu için çok fazla dinleyiciye ulaşamamıştı. (Shadows Collide With People’ın bana göre bu serinin en başarılı albümü olduğunu da söylemeden geçmeyeyim.) Frusciante’nin onuncu solo albümü olan The Empyrean ise bu anlamda ünlü gitaristin en olgun çalışması olarak adlandırılabilir.

2006-2008 senesi arasında çeşitli zamanlarda kaydedilmiş şarkılardan oluşan The Empyrean, Frusciante’nin de belirttiği gibi tek bir hikayeyi anlatan bir ‘konsept albüm’. Albümün ismi mitolojik kökenlere dayanıyor olsa da John Keats, Dante ve John Milton gibi ünlü şairlerin eserlerinde sıkça kullandığı bir tanıma gönderme aynı zamanda. Bu ünlü şairlerin ‘cenneteki en üst nokta’ anlamında kullandıkları mitolojik kökenli ‘empyrean’ kelimesinin, şarkılardaki sözlere dikkat edince albümün hikayesi için ne kadar uygun bir başlık olduğu anlaşılıyor.

The Empyrean’da John Frusciante’ye tanıdık isimler eşlik ediyor. RHCP’nin basçısı Flea, The Smiths’in gitaristi Johnny Marr ve yeni nesil önemli gitaristlerden Josh Klinghoffer albümde yer alan diğer müzisyenler. Bu isimlere bakınca Frusciante’nin ‘kalender’ kayıt anlayışını bu albümde değiştirdiğini söylemek kolay. Frusciante bu albümde gitarların yanı sıra piyano, keyboard, synthesizer ve drum-machine çalarak The Empyrean’a kendinden farklı lezzetler katmayı başarmış.

9 dakikalık ensturmantel bir parça olan Before The Beginning, Frusciante’nin doğaçlamaları ve analog uğultularla albüme uygun atmosfer yaratan bir açılış parçası. Bu güzel açılıştan sonra bana göre The Empyrean’in sürprizi, bir Tim Buckley şarkısı Song To The Siren,  açılıştaki atmosfer içinde yorumlanmış. Albümdeki kilit parçalardan biri Dark/Light ise alışıldık Frusciante sound’uyla başlasa da ilerleyen dakikalarda dinleyenleri şaşırtan bir hale bürünüyor. 8 dakikalık bu kayıdın depresif ve karanlık havası bir anda drum-machine ritimleri, Frusciante’nin bu işi Flea’dan öğrendiğini gösteren bas yürüyüşleri ve gospel korolarıyla albümdeki en ilgi çekici parça bana göre.

Frusciante’nin önceki solo albümlerine en yakın havadaki şarkı diyebileceğim Heaven ve umutlu piyano arpejleriyle süslü Central, The Empyrean hikayesinin özeti olabilecek sözleriyle bu konsept albümü bir arada tutan birer yapıştırıcı adeta. ‘Kim olduğumuzdan memnun olmalıyız/ Kendimizi bilsek de bilmesek de’ diye seslendiği Central’dan sonra, falsettosuna alıştığımız Frusciante’nin bariton vokallerine ilk kez şahit olduğumuz One More Of Me ve katman katman vokallerle süslü kapanış şarkısı After The Ending ile birlikte The Empyrean’in sonuna geliyoruz.

RHCP’nin ’90 sonrası albümlerinde yaptığı besteler, akıllara kazınmış gitar riffleri ve arka-vokalleriyle birlikte müzikal yeteneklerini kanıtlamış bir müzik adamı olan John Frusciante, onuncu albümü The Empyrean’la birlikte RHCP’den sonra solo anlamda da müzikal olgunluğa ulaştığını gösteriyor.

*Bu yazı 26 Nisan 2009 tarihli Radikal gazetesinin Radikal2 ekinde yayımlanmıştır.


Comments are closed.