<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>3.hamura baski, cazirtili yazilar</title>
	<atom:link href="http://cazirti.com/?feed=rss2" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://cazirti.com</link>
	<description>3.hamura baski, cazirtili yazila</description>
	<lastBuildDate>Sun, 29 Aug 2010 01:05:24 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>&#8216;sound&#8217;um bitti. fazla &#8216;sound&#8217;u olan var mı?</title>
		<link>http://cazirti.com/?p=352</link>
		<comments>http://cazirti.com/?p=352#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 29 Aug 2010 00:58:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hankendi</dc:creator>
				<category><![CDATA[son yazı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://cazirti.com/?p=352</guid>
		<description><![CDATA[Herhangi bir müzik yazısı yazarken kullanmak zorunda kalınan &#8216;sound&#8217; kelimesine, içime sinecek Türkçe bir karşılık bulamamak çok canımı sıkıyor. İşin sıkıntılı kısmı, bir dilde tek kelimeyle birden fazla kavramı anlatabilmek için, kullandığınız dilin yaşayan bir ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Herhangi bir müzik yazısı yazarken kullanmak zorunda kalınan &#8216;sound&#8217; kelimesine, içime sinecek Türkçe bir karşılık bulamamak çok canımı sıkıyor. İşin sıkıntılı kısmı, bir dilde tek kelimeyle birden fazla kavramı anlatabilmek için, kullandığınız dilin yaşayan bir dil olması gerekiyor. Herşey evrilirken, yerinde sayan bir dilde de böyle eksiklikler kaçınılmaz sanırım. Türkçe yazmak apayrı bir keyif olsa da bazen elimin kolumun bağlanması dediğim gibi can sıkıcı. Kültür-sanat paradigmalarını hayatının en uzak köşesine yerleştirmiş bir toplumun ana-dilinde böyle sıkıntılar olması doğal olsa da içten içe neden diye sormadan da edemiyorum&#8230;.</p>
<p>&#8230;..</p>
<p>3 ayrı alt-türe ait 3 ayrı şarkı 2000&#8242;lerle birlikte tarihe gömülmüş bir &#8216;sound&#8217;u ne kadar özlediğimi hatırlattı bana. Kronolojik ilerlemek gerekirse bu şarkılardan ilki gelmiş geçmiş en önemli jam-band topluluklarından biri olan <strong>Grateful Dead</strong>&#8216;in &#8217;75 tarihli albümü &#8216;<strong>Blues For Allah</strong>&#8216;ın açılışı parçası. Bu albümü mp3 olarak edindiğimde ilgimi çeken tek şey ismiydi. Grateful Dead albümü olduğunu bile bilmeden adını görüp &#8216;bu ne biçim bişey&#8217; diyerek indirdiğimi hatırlıyorum. Yıllar sonra bir dostumun bu albümü hatırlatmasıyla tekrar sık dinlediklerim listesine girdi bu güzel albüm. Parçanın ismi <strong>Help On The Way/Slipknot</strong>:<br />
<object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="250" height="40" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="wmode" value="window" /><param name="allowScriptAccess" value="always" /><param name="flashvars" value="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;widgetID=22334974&amp;style=metal&amp;p=0" /><param name="src" value="http://listen.grooveshark.com/songWidget.swf" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="250" height="40" src="http://listen.grooveshark.com/songWidget.swf" flashvars="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;widgetID=22334974&amp;style=metal&amp;p=0" allowscriptaccess="always" wmode="window"></embed></object></p>
<p>İkinci parça, benim müzisyenliğinden daha çok şairliği ve aktivistliğiyle ilgilendiğim büyük ozan <strong>Gil Scott-Heron</strong>&#8216;ın &#8217;81 tarihli albümü <strong>Reflections</strong>&#8216;dan bir parça. Scott-Heron&#8217;ın her albümünde güzel şiirler, kışkırtıcı kişisel manifestolar dinlemek mümkün olsa da, müzikal olarak aynı şeyi söylemek mümkün değil. Bu albüm Scott-Heron&#8217;ın külliyatında bir istisna. Savunduğu düşünceler değişmese de, bu düşüncelere eşlik eden şarkıları dönemsel olarak büyük bir tutarlılık içinde evrildiği için Scott-Heron büyük bir müzisyen benim için. Şarkının ismi &#8216;<strong>Gun</strong>&#8216;, her zamanki gibi müzikten bağımsız nitelikli sözleriyle özlenilen &#8216;sound&#8217;lardan biri:<br />
<object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="250" height="40" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="wmode" value="window" /><param name="allowScriptAccess" value="always" /><param name="flashvars" value="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;widgetID=22334984&amp;style=metal&amp;p=0" /><param name="src" value="http://listen.grooveshark.com/songWidget.swf" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="250" height="40" src="http://listen.grooveshark.com/songWidget.swf" flashvars="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;widgetID=22334984&amp;style=metal&amp;p=0" allowscriptaccess="always" wmode="window"></embed></object></p>
<p>Yaşayan en önemli caz gitaristlerinden biri <strong>George Benson</strong>&#8216;ın göreceli olarak yeni albümü <strong>Absolute Benson</strong> 2000 tarihli. Bu albümü dinlemeden önce aşağıdaki video ile etkilenmiştim açıkçası. Yine bir dostumun cd&#8217;den wav olarak kaydedip göndermesi sonucu edindiğim albüm en sevdiğim Benson albümlerinden biri oldu zamanla. (bu bahsettiğim dostumun .wav olarak şarkı göndermesi adeta onun imzası haline gelmişti bir ara. arşivimde ne kadar wav albüm varsa eminimki o albümleri bana o göndermişti.) Benson&#8217;ın her albümü sevilmez, fazla pop meraklısıdır kabul etmek lazım. Ama bu albüm en dengeli albümlerinden biri. Parça açılış parçası <strong>Ghetto</strong>:<br />
<object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="250" height="40" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="wmode" value="window" /><param name="allowScriptAccess" value="always" /><param name="flashvars" value="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;widgetID=22334986&amp;style=metal&amp;p=0" /><param name="src" value="http://listen.grooveshark.com/songWidget.swf" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="250" height="40" src="http://listen.grooveshark.com/songWidget.swf" flashvars="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;widgetID=22334986&amp;style=metal&amp;p=0" allowscriptaccess="always" wmode="window"></embed></object></p>
<p><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="480" height="385" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.youtube.com/v/m_QdCG8idoM?fs=1&amp;hl=en_US" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="480" height="385" src="http://www.youtube.com/v/m_QdCG8idoM?fs=1&amp;hl=en_US" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
<p>İşte benim &#8216;sound&#8217; dediğim şey tüm bu şarkıları bile bir arada sunmayı sağlayacak kadar geniş bir kavram.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://cazirti.com/?feed=rss2&amp;p=352</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Summer&#8217;s Almost Gone*</title>
		<link>http://cazirti.com/?p=332</link>
		<comments>http://cazirti.com/?p=332#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 21 Aug 2010 08:28:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hankendi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Albüm Köşesi]]></category>
		<category><![CDATA[son yazı]]></category>
		<category><![CDATA[jim morrison]]></category>
		<category><![CDATA[john zorn]]></category>
		<category><![CDATA[lou reed]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://cazirti.com/?p=332</guid>
		<description><![CDATA[Venice Beach&#8217;in serseri gediklilerinden James Douglas, 20li yaşlarının başında en samimi &#8216;yaza veda&#8217; şarkılarından birini yazmıştı. 45 sene geçmiş..Yazlar hala aynı hisler içinde bitmeye devam ediyor. İzindeyiz James!
&#8230;&#8230;
Yaz mevsimi genel olarak çabuk tüketilen şeylerle özdeşleşmiş ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Venice Beach&#8217;in serseri gediklilerinden James Douglas, 20li yaşlarının başında en samimi &#8216;yaza veda&#8217; şarkılarından birini yazmıştı. 45 sene geçmiş..Yazlar hala aynı hisler içinde bitmeye devam ediyor. İzindeyiz James!</p>
<p>&#8230;&#8230;</p>
<p>Yaz mevsimi genel olarak çabuk tüketilen şeylerle özdeşleşmiş bir mevsim olduğundan olsa gerek, oturaklı albümler dinlemek pek mümkün olmuyor yazları. Yine de 2010 yazından aklımda kalan 3-5 albümün notunu alayım buraya.</p>
<p><a href="http://cazirti.com/wp-content/uploads/2010/08/marygauthier_foundling.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-336" style="margin-left: 4px; margin-right: 4px;" title="marygauthier_foundling" src="http://cazirti.com/wp-content/uploads/2010/08/marygauthier_foundling-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a><strong>Mary Gauthier &#8211; Foundling</strong></p>
<p><strong> </strong>Kendisini küçük bir çocukken terkeden annesinin izini ancak 45 yaşında bulabilen Mary&#8217;nin hikayesini anlatıyor aslında albüm. Annesinin izini bulsa da görüşme fırsatı bulamıyor Mary. Çünkü annesi Mary&#8217;i yine istemiyor. Gauthier&#8217;in müzikal otobiyografisi.</p>
<p><strong> </strong><strong> </strong></p>
<p><strong>Laurie Anderson &#8211; Homeland</strong><strong><a href="http://cazirti.com/wp-content/uploads/2010/08/Laurie-Anderson-Homeland-511164.jpg"><img class="size-thumbnail wp-image-335 alignright" style="margin-left: 4px; margin-right: 4px;" title="Laurie-Anderson-Homeland-511164" src="http://cazirti.com/wp-content/uploads/2010/08/Laurie-Anderson-Homeland-511164-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a> </strong></p>
<p><strong> </strong>Anderson&#8217;ın işlerini dinlemeye başlamak için bir referans lazımsa tek bir isim vereyim: <strong>Lou Reed</strong>. Son <strong> </strong>zamanlarda dinlediğim en güçlü<strong> </strong> deneysel çalışmalardan biri Homeland. Lou Reed yine işin başında. Bir de <strong>John </strong><strong> </strong><strong>Zorn</strong> baharatı eklenince <strong> </strong>eksiksiz olmuş bu albüm. &#8216;<strong>Only an Expert</strong>&#8216; favorim. (Bu güzel üçlü, Lou Reed&#8217;in Montreal Jazz Festival&#8217;daki konserinde de birlikte sahne alıp, <strong> </strong>emprovize bir performans sergilemişler. Lou Reed ismini görüp Velvet sound&#8217;u bekleyen bazı dinleyiciler konseri terketmeye başlayınca sevgili John şöyle demiş: &#8216;If you don&#8217;t think it&#8217;s music&#8230;.. Then get the f*ck out of here!&#8217; Saygılar!)</p>
<p><strong>Ariel Pink&#8217;s Haunted Graffiti &#8211; Before Today</strong></p>
<p><a href="http://cazirti.com/wp-content/uploads/2010/08/Ariel-Pinks-Haunted-Graffiti-Before-Today.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-334" style="margin-left: 4px; margin-right: 4px;" title="Ariel-Pinks-Haunted-Graffiti-Before-Today" src="http://cazirti.com/wp-content/uploads/2010/08/Ariel-Pinks-Haunted-Graffiti-Before-Today-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a></p>
<p>Lo-fi dünyasının Prince&#8217;i sayılabilecek kadar üretken bir adammış <strong>Ariel Pink</strong>. Ufak plak şirketlerinden çıkan albümlerinden sonra ilk büyük işi <strong>Before Today</strong> her dönemden birşeyler kapmış bir müzik adamının işi olduğu aşikar. Zaman zaman &#8217;60ların psychedelia&#8217;sı, zaman zaman &#8217;70lerin hard-rock&#8217;ı, zaman zaman da &#8217;80lerin disko-pop synth sesleri karışıp lo-fi bir kafanın süzgecinden geçmiş gibi özetlenebilir bu güzel albüm.</p>
<p><a href="http://cazirti.com/wp-content/uploads/2010/08/arcade-fire-suburbs-cover-art.jpg"><img class="size-thumbnail wp-image-333 alignright" style="margin-left: 4px; margin-right: 4px;" title="arcade-fire-suburbs-cover-art" src="http://cazirti.com/wp-content/uploads/2010/08/arcade-fire-suburbs-cover-art-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a><strong>Arcade Fire &#8211; The Suburbs</strong></p>
<p><strong> </strong>Bu yazı geçtim, bu senenin sonuna kadar bu albüm daha çok konuşalacak gibi. Bu kadar su yüzüne çıkmış bir albüm ve topluluk için benim yorum yapmam yersiz olacak. Sadece notunu alalım, unutmayalım maksadıyla.</p>
<p>Son bir iki haber daha verip çekileyim köşeme.</p>
<p>* Bob&#8217;cuğumuzun (Marley) bir kısım master tape&#8217;leri yanarak kül oldu. Rita&#8217;nın Gana&#8217;daki evinde yangına kurban gitti güzelim master&#8217;lar. Kalbimizde!</p>
<p>* Yoko, John&#8217;un solo albümlerinin re-master&#8217;ı için izin vereceğini açıkladı. Hayırlı mı hayırsız mı göreceğiz.</p>
<p>İyi akşamlar.</p>
<p><em>* Track 4, Waiting For The Sun, The Doors, 1968, Elektra Records </em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://cazirti.com/?feed=rss2&amp;p=332</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gerçekliğin ‘Zarif’ Dehşeti: Sabbath Bloody Sabbath*</title>
		<link>http://cazirti.com/?p=327</link>
		<comments>http://cazirti.com/?p=327#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 Jun 2010 10:14:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hankendi</dc:creator>
				<category><![CDATA[son yazı]]></category>
		<category><![CDATA[kargamecmua]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://cazirti.com/?p=327</guid>
		<description><![CDATA[*Bu yazı kargamecmua&#8217;nın Haziran 2010 sayısında yayımlanmıştır.


Korku edebiyatının en önemli ismi Edgar Allen Poe’nun  tek romanı ‘Arthur Gordon Pym’in Öyküsü’, yayımlandığında edebiyat dünyasından olumlu yorumlar alamamış olsa da,  Melville’den, Verne’e; Baudelaire’den Henry James’e kadar edebiyatta ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>*Bu yazı kargamecmua&#8217;nın Haziran 2010 sayısında yayımlanmıştır.</em></p>
<p><em><br />
</em></p>
<p><a href="http://cazirti.com/wp-content/uploads/2010/06/BlackSabbath19720012200.sized_.jpg"><img class="alignleft  size-medium wp-image-329" style="margin-left: 8px; margin-right: 8px;" title="BlackSabbath19720012200.sized" src="http://cazirti.com/wp-content/uploads/2010/06/BlackSabbath19720012200.sized_-300x237.jpg" alt="" width="300" height="237" /></a>Korku edebiyatının en önemli ismi <strong>Edgar Allen Poe</strong>’nun  tek romanı ‘Arthur Gordon Pym’in Öyküsü’, yayımlandığında edebiyat dünyasından olumlu yorumlar alamamış olsa da,  Melville’den, Verne’e; Baudelaire’den Henry James’e kadar edebiyatta büyük izler bırakan bir roman olarak tarihe geçer. Zamanın edebiyat dünyasında ‘sonu belirsiz bir roman’ olarak anılan bu başyapıtta şöyle der Poe: ‘Kelimeler, kendi gerçekliklerinin zarif dehşeti olmadan, aklı etkileme gücüne sahip değillerdir.’[1]. Poe’nun korkuyla beslenen edebiyatının bir ürünü olan bu cümle, sadece yeni bir edebi kurgu türünün ‘motto’su değil, aynı zamanda sinema, televizyon, çizgi roman, müzik gibi geniş bir üretim/tüketim yelpazesinde de ‘korku’ odaklı işlerin kaynağı olmuştur.</p>
<p>Poe’nun hayal gücüyle edebiyattaki yerini sağlamlaştıran ‘korku’ temasının popüler müzikte kendine yer edinmesi ise bundan tam 40 sene önce, gerçek ‘korku’yu yaşayan bir neslin 4 genç üyesi sayesinde olabilmiştir. Bahsettiğim bu dört genç adamın kendilerine bir İtalyan korku filminden[2] esinlenerek verdikleri isim, yapacakları müziğin en güzel işareti olmuştur: <strong>Black Sabbath!</strong></p>
<p>‘60lı yılların çiçek, barış, aşk çocuklarının müzikle özdeşleşen ütopyasının karanlık bir distopyaya dönüşmesi; müzikal kahramanların ölümleri(Morrison, Hendrix, Joplin vs.),  Vietnam Savaşı ve Manson Ailesi’nin işlediği cinayetlerle birlikte kaçınılmaz hale gelir. Müziğe Earth adını verdikleri blues-rock topluluğuyla başlayan <strong>Ozzy Osbourne</strong>, <strong>Tony Iommi</strong>, <strong>Geezer Butler</strong> ve <strong>Bill Ward</strong>, ortaya çıkan bu karanlık tabloyla birlikte isimlerini ve müziklerini değiştirtirerek müzik tarihine geçmek için ilk adımı atarlar. Kurulduktan yaklaşık 2 sene sonra çıkardıkları ilk albüm ‘Black Sabbath’, korku filmlerinden fırlamış kapağı, ters-haç şeklindeki kitapçığıyla* 13 Şubat 1970, Cuma günü müzik piyasasıyla buluşur. Yağmur, çan ve gökgürültüsü sesleriyle başlayan albümün ilk şarkısı Black Sabbath, müzik teorisinde<strong> ‘diabolus in musicus’</strong> diye anılan ses aralığı kullanarak yazılır ve kendisinden sonraki tüm korku temalı heavy-metal, goth türlerinin ilk örneği olur. Tüm bu ‘ipuçları’nı biraraya getiren dönemin müzik insanları ise çaresizce Black Sabbath’ı ‘şeytan müziği’ yapmakla suçlarlar. Black Sabbath, 20.yy müzik tarihinde,<strong> ‘şeytan müziği’</strong> ifadesinin blues’dan sonra kullanıldığı ilk albüm olarak bir kere daha tarihe geçer.</p>
<p>Black Sabbath, iki gün içinde kaydettikleri ilk albümlerinden dört ay sonra ikinci albümleri Paranoid’in kayıtlarını tamamlar. Beş gün süren kayıtların son gününe kadar <strong>‘War Pigs’</strong> adıyla çıkacağı sanılan albüm, Iommi’nin stüdyoda spontan bir riff çalmasıyla ortaya çıkan <strong>Paranoid</strong> şarkısının adını alır. 3 dakikaya varmayan bu şarkı,  hızlı ve sert riff’leriyle, Ozzy’nin blues’un zehrini yutmuş sesiyle birleşince müzik dünyasında yepyeni bir türün kapıları açılır. Ünlü beat kuşağı yazarı <strong>William S. Burroughs</strong>’un 1962’de yayımlanan romanı The Soft Machine**’nde bahsettiği ‘heavy-metal’, müzikal kimliğine kavuşurken, Black Sabbath da Led Zeppelin’le birlikte, ölümsüz heavy-metal topluluklarının adamakıllı ilk örneklerinden biri olmayı başarır.  Black Sabbath’ın imzası haline gelen gotik ve karanlık sound’un altındaki en büyük yaratıcı güç ise kuşkusuz ki Tony Iommi’dir.  Geçirdiği kaza sonucu bir parmağı kısa kalan Iommi, parmağına geçirdiği bir şişe kapağıyla çaldığı minor riff’leri, zaman zaman bas amfisine taktığı gitarı ve sonraki yıllarda yaralı parmağı sebebiyle değiştirdiği gitar akortuyla*** ‘heavy-metal riff’ini tanımlayan gitarist olur.</p>
<p><strong>Paranoid</strong> sadece getirdiği müzikal yeniliklerle değil, aynı zamanda savaş karşıtı duruşuyla da karanlığa gömülmüş neslin müzikteki yansımasıdır. Öte yandan Black Sabbath, bir neslin ruh halinin şifrelerini müziğiyle çözmeyi başarabilen ender topluluklardan biri olmaya başarmıştır. Yarattıkları karanlık sound, ‘80lerin goth sound’unun ve heavy-metal denebilecek her türlü topluluğun müziğinin yapı taşı olmuştur. Hippie hareketinin sonuyla birlikte suya düşen hayallerin ütopikliği, acımasız bir gerçekçilikle dünyaya sunulurken; toplumsal ve politik bilinç dahilinde müzik yapmanın ilhamı, belki de <strong>Bob Dylan</strong>’dan sonra ilk kez, en karanlık ve en gerçekçi şekilde Black Sabbath’la birlikte sonraki nesillere miras kalmıştır.</p>
<p>Bu mirasın 40.yılı kutlu olsun!</p>
<p>Not: Bu mirasın 40.yılını Ozzy Osbourne izleyerek kutlamak isteyenler, 30 Eylül’de, Turkcell Kuruçeşme Arena’daki konseri kaçırmasın.</p>
<p><em>[1] The narrative of Arthur Gordon Pym of Nantucket, Modern Library classics, Paperback Classics Series, 2002, p.97</em></p>
<p><em>[2] I Tre volti della paura, 1963, Mario Bava</em></p>
<p><em>* Bu kitapçık Black Sabbath’tan habersizce Vertigo Records tarafından albüme konmuştur.</em></p>
<p><em>** The Soft Machine, aynı zamanda Robert Wyatt’ın ilk topluluğuna da isim babalığı etmiştir.</em></p>
<p><em>*** Iommi ilk 2 albümde bahsedilen akort değişikliğini yapmamıştır. 1971’deki Masters Of Reality albümüyle birlikte gitarini Mi’den Do#’e 3 yarım aralık aşağıya kaydırarak akort etmeye başlamıştır.</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://cazirti.com/?feed=rss2&amp;p=327</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>tarih köşesi</title>
		<link>http://cazirti.com/?p=323</link>
		<comments>http://cazirti.com/?p=323#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 22 Apr 2010 04:52:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hankendi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kısa kısa]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://cazirti.com/?p=323</guid>
		<description><![CDATA[Blind Willie Johnson dinliyorum
1897&#8242;de doğmuş
Atatürk gibi filan
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Blind Willie Johnson dinliyorum</p>
<p>1897&#8242;de doğmuş</p>
<p>Atatürk gibi filan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://cazirti.com/?feed=rss2&amp;p=323</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Unutma Unutturma &#8211; 1</title>
		<link>http://cazirti.com/?p=319</link>
		<comments>http://cazirti.com/?p=319#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Apr 2010 12:27:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hankendi</dc:creator>
				<category><![CDATA[son yazı]]></category>
		<category><![CDATA[unutma unutturma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://cazirti.com/?p=319</guid>
		<description><![CDATA[1976&#8242;da Bowie&#8217;nin değişiminin göbeğindeki albüm (ya da Young Americans ve Low&#8217;un arasındaki), 10 dakikalık düşündürücü Track 1&#8242;ıyla dinleyenleri önce bir dürten sonra Golden Years, TVC15 ile sarsan, Wild is The Wind ile bitiren albüm işte ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://cazirti.com/wp-content/uploads/2010/04/stationtostation.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-320" title="stationtostation" src="http://cazirti.com/wp-content/uploads/2010/04/stationtostation.jpg" alt="" width="300" height="300" /></a>1976&#8242;da Bowie&#8217;nin değişiminin göbeğindeki albüm (ya da Young Americans ve Low&#8217;un arasındaki), 10 dakikalık düşündürücü Track 1&#8242;ıyla dinleyenleri önce bir dürten sonra Golden Years, TVC15 ile sarsan, Wild is The Wind ile bitiren albüm işte bu albüm: Station to Station. Bowie&#8217;nin uyuşturucudan dolayı produktör olmasına rağmen kayıtlara dair hiç birşey hatırlamadığı bir dönem ortaya çıkan ürün bu kadar aklı başında olamaz dememek lazım. Bowie olunca oluyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://cazirti.com/?feed=rss2&amp;p=319</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Funky Gems &#8211; 1</title>
		<link>http://cazirti.com/?p=309</link>
		<comments>http://cazirti.com/?p=309#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Apr 2010 07:34:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hankendi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[son yazı]]></category>
		<category><![CDATA[funky gems]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://cazirti.com/?p=309</guid>
		<description><![CDATA[&#8217;70&#8242;lere kapılalı uzun süre olsa da hala o döneme yeni şeyler bulup dinleyebilmek o dönemin kıymetini daha iyi anlamak gerektiğini hatırlatır oldu. Burdan yola çıkarak ne kadar süreceğini bilmediğim Funky Gems başlıklı bir seriye başlıyorum. ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8217;70&#8242;lere kapılalı uzun süre olsa da hala o döneme yeni şeyler bulup dinleyebilmek o dönemin kıymetini daha iyi anlamak gerektiğini hatırlatır oldu. Burdan yola çıkarak ne kadar süreceğini bilmediğim <strong>Funky Gems</strong> başlıklı bir seriye başlıyorum. Adından herşey anlaşılıyor zaten. Sadece daha çok &#8217;70ler ağırlıklı olacağını söylemem yeterli olacak. Ayrıntılı yazılardan ziyade ufak bir tanıtım ve beni vuran bir şarkı yer alacak bu seride.</p>
<p><a href="http://cazirti.com/wp-content/uploads/2010/04/60GoodHigh-725210.jpg"><img class="alignleft size-medium  wp-image-314" style="margin: 8px;" title="60GoodHigh-725210" src="http://cazirti.com/wp-content/uploads/2010/04/60GoodHigh-725210-300x300.jpg" alt="" width="300" height="300" /></a><strong>Brick</strong>, 70lerin başında Atlanta&#8217;da kurulmuş psychedelia etkili bir funk topluluğu. Ömürleri çok uzun sürmese de külliyatları geniş sayılabilir. Onları ünlü yapan parça <strong>&#8216;Dazz</strong>&#8216;de şöyle diyorlar: Jazz Dazz Disco Jazz. Bu nakarat topluluğun niyetini açıkça ortaya koyuyor. Seçtiğim parça, esas şarkıları Dazz değil. Dazz&#8217;in yer aldığı albüm &#8216;<strong>Good High</strong>&#8216;dan,<strong> Brick City</strong>, sağlam funky rhythm session&#8217;larıyla başlasa da, şarkının ikinci kısmı doğaçlamayı andıran bir psychedelic funk jam şeklinde devam ediyor.Flüt ve trompet sololarıyla, sadece funk yapmadıklarını kanıtlıyorlar adeta.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://cazirti.com/?feed=rss2&amp;p=309</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
<enclosure url="http://www.cazirti.com/wp-content/audio/07.%20Brick%20City.mp3" length="15023908" type="audio/mpeg" />
		</item>
		<item>
		<title>Bir düşüşün hikayesi: Falling Down a Mountain*</title>
		<link>http://cazirti.com/?p=306</link>
		<comments>http://cazirti.com/?p=306#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Mar 2010 06:31:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hankendi</dc:creator>
				<category><![CDATA[son yazı]]></category>
		<category><![CDATA[kargamecmua]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://cazirti.com/?p=306</guid>
		<description><![CDATA[ 
 
 
 
*Bu yazı kargamecmua&#8217;nın Mart 2010 sayısında yayımlanmıştır.

 
Az çekmedik, içimizi kemiren dumanlı bariton seslerden. Cohen’in o ünlü mavi yağmurluğuyla yağmurda şemsiyesiz yürümenin güzelliğini keşfettik. Curtis’le ‘izolasyon’un bazen bir gereklilik olduğunu anladık. ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong><br />
<strong>*</strong><em>Bu yazı kargamecmua&#8217;nın Mart 2010 sayısında yayımlanmıştır.<br />
</em></p>
<p><strong> <a href="http://cazirti.com/wp-content/uploads/2010/03/falling_down_a_mountain-tindersticks_480.jpg"><img class="alignleft" style="margin: 8px;" title="Layout 1" src="http://cazirti.com/wp-content/uploads/2010/03/falling_down_a_mountain-tindersticks_480-300x300.jpg" alt="" width="300" height="300" /></a></strong></p>
<p>Az çekmedik, içimizi kemiren dumanlı bariton seslerden. Cohen’in o ünlü mavi yağmurluğuyla yağmurda şemsiyesiz yürümenin güzelliğini keşfettik. Curtis’le ‘izolasyon’un bazen bir gereklilik olduğunu anladık. Waits’le, viski içmenin sağlığa her zaman zararlı olmadığını, Cave‘le ise aşık olduğumuz ama aşkımızın karşılığını bulamadığımız kadınlara, cevabını bile bile ‘Beni seviyor musun?’ diye sormayı ya da tanrıya ‘Hadi gel biraz dışarda yürüyüp sonbahar havasını soluyalım.’ diyebilmeyi öğrendik. Bilmeye değer şeylerin öğretilemeyeceğinin(1) farkında olarak ve sadece kendi hikayelerini anlatarak bunu başaran bu isimleri, Tindersticks’ten bahsetmeye başlamadan önce anmadan edemedim. Zira topluluğun vokali ve şarkı yazarı Stuart Ashton Staples, efsaneleşmiş bu isimlerin ‘90lardaki yansıması olarak bizi ihya etmeye devam ediyor.</p>
<p>Bariton bir hikaye anlatıcı, caz, soul etkileşimli bir tempo ve kusursuz yaylı düzenlemeler ile dönemin grunge, britpop egemenliğindeki atmosferinde, seslerini duyurabileceğine inananan 6 müzisyen, Tindersticks çatısı altında toplandığında sene 1991’di. 2003 yılına kadar yaptıkları, birbirini aratmayacak 6 albüm ile müzik dünyasındaki kendilerine has, ayrıksı yerlerini çoktan edinmiş olan Nottinghamlı topluluk, 2006 senesinde kurucu 3 üyesinin ayrılmasıyla ufak çaplı bir deprem atlattı. Özellikle multi-enstürmentalist Dickon James Hinchliffe’in ayrılması, Tindersticks’in imzası haline gelen sound’un bir daha yakalanamayacağı konusunda ben dahil, çoğu müzikseveri şüpheye sürüklemişti. Aslında bu şüphelerin yersiz olmadığını 2008’deki dönüş albümleri The Hungy Saw ile görmüştük. Evet, Tindersticks’in imzası artık değişme yolundaydı, ama neyse ki isabetli yöne doğru bir değişim yoluydu bu.</p>
<p>Nick Cave, Tom Waits, PJ Harvey gibi isimlerle çalışan trompetçi Terry Edwards’ın fusion kokulu, mırıldanan eşlikleri ve jazzy ritimlerle açılan albüm, Staples’ın yolunda gitmeyen ilişkileri anlatan hikayelerine de ‘Bir dağdan düşüyorum/Neden gelmiyorsun, yakala beni.’ dizeleriyle başlıyor. Staples’ın ‘motown’a borcunu ödediği ‘Harmony Around My Table’, albümün doo-wop vokalli, glockenspiel’lı majör tondaki zirvesini oluşturuyor. 2006’da kan kaybeden topluluk, bu kayıpların nasıl yeni kapıların kilidi olabileceğini ‘Peanuts’ ile göstermiş. Kanadalı kült vokal Mary Margaret O’Hara ile Staples’ın düeti, alıştığımız Tindersticks yaylı düzenlemelerinden uzak minimal bir ballad. ‘Sen fıstığı seviyorsun, benim için farketmez/Ben seni seviyorum/O zaman ben de seviyorum fıstığı.’ sözleriyle bir ilişki muhasebesi yapan ikilinin uyumu dinlemeye değer. Calexico’yu andıran ispanyol gitar ritimleri ve viyolonsel, flüt eşlikli ‘She Drove Me Down’ ve Velvet’in Loaded albümünde dinlesek şaşırmayacağımız nitelikteli ‘Black Smoke’, Tindersticks’in evrilen sound’unun en büyük iki kanıtı. ‘She Drove Me Down’daki ‘Beni bir tren gibi sürdü/Hızla ileriye atılan buharlı bir tren gibi’ dizeleri ise Staples’ın ilişkilerin portresini çizdiği bir tablo haline getiriyor şarkıyı. ‘No Place So Alone’daki güçlü organ ve gitar eşlikleri ise Tindersticks’te eksilen seslerin nelerle doldurulmaya başlandığını gösteren kırılma noktalarından biri. Kapanışı ise Staples’ın vazgeçilmezi olan melankolisinin iki ürünü, iki piyano şarkısı yapıyor. ‘Factor Girls’ ve ‘Piano Music’ ile birlikte Staples’ın bu 10 şarkılık ‘dağdan düşüşü’ne ilk anından son anına kadar tanıklık etmiş oluyoruz.</p>
<p>Ne kadar içimizi kemirse de müzik dünyasının bu dumanlı seslere her dönem ihtiyaç duyduğu bir gerçek. Lanegan, Staples gibi popüler kültür sahnesinde göreceli olarak alt-akım olarak nitelendirilebilecek isimlerin bu ihtiyacımıza karşılık verebilmeleri, müzik dünyasında işlerin hala bir nevi yolunda gittiğinin göstergesi. Bakalım ‘10lu yıllar bize yeni baritonlar sunacak mı, bekleyip göreceğiz.</p>
<p>1: Oscar Wilde &#8211; A Few Maxims For The Instruction Of The Over-Educated</p>
<p><strong> <a href="http://cazirti.com/wp-content/uploads/2010/03/falling_down_a_mountain-tindersticks_480.jpg"><br />
</a></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://cazirti.com/?feed=rss2&amp;p=306</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>25 yıl</title>
		<link>http://cazirti.com/?p=301</link>
		<comments>http://cazirti.com/?p=301#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 14 Feb 2010 15:21:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hankendi</dc:creator>
				<category><![CDATA[son yazı]]></category>
		<category><![CDATA[the smiths]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://cazirti.com/?p=301</guid>
		<description><![CDATA[14 Subat, kutlanilmasi gereken bir gun ise The Smiths dinleyerek kutlanilir.

14 Subat 1985
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>14 Subat, kutlanilmasi gereken bir gun ise <strong>The Smiths</strong> dinleyerek kutlanilir.</p>
<p><a href="http://cazirti.com/wp-content/uploads/2010/02/Smiths-Meat-Is-Murder.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-302" title="Smiths - Meat Is Murder" src="http://cazirti.com/wp-content/uploads/2010/02/Smiths-Meat-Is-Murder.jpg" alt="" width="500" height="500" /></a></p>
<p style="text-align: center;">14 Subat 1985</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://cazirti.com/?feed=rss2&amp;p=301</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ne var ne yok?</title>
		<link>http://cazirti.com/?p=297</link>
		<comments>http://cazirti.com/?p=297#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Feb 2010 11:39:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hankendi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[son yazı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://cazirti.com/?p=297</guid>
		<description><![CDATA[Geçen hafta saydıklarımın dışında bu hafta da iyi şeyler dinleme fırsatı buldum. Sade&#8217;nin albümü Soldier Of Love artık ortalıkta kolaylıkla bulunabiliyor. Ben henüz çok ısınamadım albüme, ama kredisi bol bende Sade albümlerinin. Bu hafta için ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Geçen hafta saydıklarımın dışında bu hafta da iyi şeyler dinleme fırsatı buldum. Sade&#8217;nin albümü Soldier Of Love artık ortalıkta kolaylıkla bulunabiliyor. Ben henüz çok ısınamadım albüme, ama kredisi bol bende Sade albümlerinin. Bu hafta için güzel haberlerden biri <strong>Peter Gabriel</strong>&#8216;in albümü <strong>Scratch My Back</strong> oldu. The Boy In the Bubble&#8217;dan Street Spirit (Fade Out)&#8217;a kadar farklı türden 12 şarkıyı yeniden yorumladığı albüm çıkmadan internete sızdı.</p>
<p><strong>The Album Leaf</strong>&#8216;in son albümü <strong>A Chorus of Storytellers</strong> beklediğimin çok altında bir tempoda ve elektro sound&#8217;dan kısmen daha uzak düzenlemeleriyle farklı bir albüm olmuş. <strong>The Knife</strong> ise ilk dinlemede kolay hazmedilmeyecek albümleri<strong> Tomorrow, In a Year </strong>ile tekrar karşımızda. Hazır The Knife demişken, <strong>Karin Dreijer Andersson</strong>&#8216;un alttaki ödül alma videosunu paylaşmadan edemeyeceğim:</p>
<p><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="560" height="340" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.youtube.com/v/ymCP6zC_qJU&amp;hl=en_US&amp;fs=1&amp;" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="560" height="340" src="http://www.youtube.com/v/ymCP6zC_qJU&amp;hl=en_US&amp;fs=1&amp;" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://cazirti.com/?feed=rss2&amp;p=297</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nerde kalmıştık?</title>
		<link>http://cazirti.com/?p=291</link>
		<comments>http://cazirti.com/?p=291#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 27 Jan 2010 09:26:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hankendi</dc:creator>
				<category><![CDATA[son yazı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://cazirti.com/?p=291</guid>
		<description><![CDATA[Adamakıllı birşeyler yazmayalı neredeyse bir sene oldu. Yeni bir yıla girildi, herkes 2009 listeleri yaptı. Onu bile kaçırdım. Herneyse. Zararın neresinden dönersek kardır. Yazmadığım dönemde de çok iyi albümler çıktı ama onları şimdilik ıskalayıp kaldığım ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Adamakıllı birşeyler yazmayalı neredeyse bir sene oldu. Yeni bir yıla girildi, herkes 2009 listeleri yaptı. Onu bile kaçırdım. Herneyse. Zararın neresinden dönersek kardır. Yazmadığım dönemde de çok iyi albümler çıktı ama onları şimdilik ıskalayıp kaldığım yerden devam edeyim. Bu aralar ne var ne yok şöyle bir değinip geçeyim istedim. </p>
<p>Benim için çok heyecan verici iki haber vereyim öncelikle. Vazgeçilmez iki büyülü ses ve iki albüm. <b>Tindersticks</b>, Hungry Saw&#8217;ı daha hazmetmemize izin vermeden yeni bir albümle geldi. <b>Falling Down On a Mountain</b> yeni albümlerinin ismi. 25 Ocak&#8217;ta yayınlanmış olsa da yaklaşık 10 gündür ortalıkta dolanıyor ve her <img style="margin: 8px;" mce_style="margin: 8px;" class="alignleft" title="Sade-soldieroflove" src="http://mixtapemaestro.net/wp-content/uploads/2009/12/sade-soldier-of-love.jpg" mce_src="http://mixtapemaestro.net/wp-content/uploads/2009/12/sade-soldier-of-love.jpg" height="238" width="238">Tindersticks albümü gibi insanı attan (ya da eşekten) düşmüşe çeviriyor. Ufak bir çalkantılı dönem atlatıp kadrosunu yenileyen Tindersticks, bu çalkantının kendilerini olumsuz etkilemediğini Hungry Saw ile göstermişti zaten. Falling Down On a Mountain, yeni kadronun daha oturmuş olduğunu ve topluluğun yeni ama güzel şeyler aradığını gösteren sağlam bir albüm olmuş. Geç kalmayın&#8230;</p>
<p>İkinci heyecanlı haber ise <b>Sade</b>&#8216;den. Sade&#8217;nin ne zaman albüm yapacağını, ne müzik şirketleri, ne prodüktörleri ne de müzisyen arkadaşları biliyor. 9 Şubat&#8217;ta çıkacak olan albümü <b>Soldier Of Love</b>&#8216;ın ilk single&#8217;ı radyolarda çalmaya başlamış bile. Albüm elime geçinceye kadar dinlememe kararı almış olsam da Sade&#8217;nin sitesinden videosuyla birlikte şarkıyı dinleyebilir sabırsız Sade&#8217;ciler. </p>
<p>Bu iki büyük haber dışında da şunlar oldu:</p>
<p>- <b>Four Tet</b> sıkı bir albümle geri döndü. <b>There Is a Love in You</b></p>
<p>- <b>David Byrne</b> yine şaşırtmaya devam ediyor. <b>Fatboy Slim</b>&#8216;le ortaklaşa 22 şarkılık bir albüm yayınlamak üzere. Albümde şu isimler şarkılara ses vermiş: Tori Amos, Steve Earle, Nicole Atkins, Sia, Martha Wainwright, Santigold, St Vincent, Florence Welch&#8230; <b>Here Lies Love</b>, 25 Şubat&#8217;ta&#8230;</p>
<p>- <b>Midlake</b> 25 Şubat&#8217;ta 4 senelik araya son veriyor.<i> </i><b>The Courage of Others</b></p>
<p>- <b>Coachella</b> 2010 line-up&#8217;ı açıklandı. 2009&#8242;un yakınından uzağından geçmese de iyi olacağa benziyor. Bu sene kaçırmamak için çalışıp çabalıycam. Göriciiz&#8230;</p>
<p>- <b>Vic Chesnutt</b>, bekleneni yaptı&#8230; Bir yazı gelecek yakında.</p>
<p></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://cazirti.com/?feed=rss2&amp;p=291</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
