‘sound’um bitti. fazla ‘sound’u olan var mı?
August 28, 2010 – 7:58 pm | Yorum Yok

Herhangi bir müzik yazısı yazarken kullanmak zorunda kalınan ‘sound’ kelimesine, içime sinecek Türkçe bir karşılık bulamamak çok canımı sıkıyor. İşin sıkıntılı kısmı, bir dilde tek kelimeyle birden fazla kavramı anlatabilmek için, kullandığınız dilin yaşayan bir …

Devamini oku »
Albüm Köşesi

Bitmeyen beatler

Şair Müzisyenler

son yazı »

‘sound’um bitti. fazla ‘sound’u olan var mı?
August 28, 2010 – 7:58 pm | No Comment

Herhangi bir müzik yazısı yazarken kullanmak zorunda kalınan ‘sound’ kelimesine, içime sinecek Türkçe bir karşılık bulamamak çok canımı sıkıyor. İşin sıkıntılı kısmı, bir dilde tek kelimeyle birden fazla kavramı anlatabilmek için, kullandığınız dilin yaşayan bir dil olması gerekiyor. Herşey evrilirken, yerinde sayan bir dilde de böyle eksiklikler kaçınılmaz sanırım. Türkçe yazmak apayrı bir keyif olsa da bazen elimin kolumun bağlanması dediğim gibi can sıkıcı. Kültür-sanat paradigmalarını hayatının en uzak köşesine yerleştirmiş bir toplumun ana-dilinde böyle sıkıntılar olması doğal olsa da içten içe neden diye sormadan da edemiyorum….

…..

3 ayrı alt-türe ait 3 ayrı şarkı 2000′lerle birlikte tarihe gömülmüş bir ‘sound’u ne kadar özlediğimi hatırlattı bana. Kronolojik ilerlemek gerekirse bu şarkılardan ilki gelmiş geçmiş en önemli jam-band topluluklarından biri olan Grateful Dead‘in ’75 tarihli albümü ‘Blues For Allah‘ın açılışı parçası. Bu albümü mp3 olarak edindiğimde ilgimi çeken tek şey ismiydi. Grateful Dead albümü olduğunu bile bilmeden adını görüp ‘bu ne biçim bişey’ diyerek indirdiğimi hatırlıyorum. Yıllar sonra bir dostumun bu albümü hatırlatmasıyla tekrar sık dinlediklerim listesine girdi bu güzel albüm. Parçanın ismi Help On The Way/Slipknot:

İkinci parça, benim müzisyenliğinden daha çok şairliği ve aktivistliğiyle ilgilendiğim büyük ozan Gil Scott-Heron‘ın ’81 tarihli albümü Reflections‘dan bir parça. Scott-Heron’ın her albümünde güzel şiirler, kışkırtıcı kişisel manifestolar dinlemek mümkün olsa da, müzikal olarak aynı şeyi söylemek mümkün değil. Bu albüm Scott-Heron’ın külliyatında bir istisna. Savunduğu düşünceler değişmese de, bu düşüncelere eşlik eden şarkıları dönemsel olarak büyük bir tutarlılık içinde evrildiği için Scott-Heron büyük bir müzisyen benim için. Şarkının ismi ‘Gun‘, her zamanki gibi müzikten bağımsız nitelikli sözleriyle özlenilen ‘sound’lardan biri:

Yaşayan en önemli caz gitaristlerinden biri George Benson‘ın göreceli olarak yeni albümü Absolute Benson 2000 tarihli. Bu albümü dinlemeden önce aşağıdaki video ile etkilenmiştim açıkçası. Yine bir dostumun cd’den wav olarak kaydedip göndermesi sonucu edindiğim albüm en sevdiğim Benson albümlerinden biri oldu zamanla. (bu bahsettiğim dostumun .wav olarak şarkı göndermesi adeta onun imzası haline gelmişti bir ara. arşivimde ne kadar wav albüm varsa eminimki o albümleri bana o göndermişti.) Benson’ın her albümü sevilmez, fazla pop meraklısıdır kabul etmek lazım. Ama bu albüm en dengeli albümlerinden biri. Parça açılış parçası Ghetto:

İşte benim ‘sound’ dediğim şey tüm bu şarkıları bile bir arada sunmayı sağlayacak kadar geniş bir kavram.

Summer’s Almost Gone*
August 21, 2010 – 3:28 am | No Comment
Summer’s Almost Gone*

Venice Beach’in serseri gediklilerinden James Douglas, 20li yaşlarının başında en samimi ‘yaza veda’ şarkılarından birini yazmıştı. 45 sene geçmiş..Yazlar hala aynı hisler içinde bitmeye devam ediyor. İzindeyiz James!
……
Yaz mevsimi genel olarak çabuk tüketilen şeylerle özdeşleşmiş …

Gerçekliğin ‘Zarif’ Dehşeti: Sabbath Bloody Sabbath*
June 10, 2010 – 5:14 am | No Comment
Gerçekliğin ‘Zarif’ Dehşeti: Sabbath Bloody Sabbath*

*Bu yazı kargamecmua’nın Haziran 2010 sayısında yayımlanmıştır.

Korku edebiyatının en önemli ismi Edgar Allen Poe’nun  tek romanı ‘Arthur Gordon Pym’in Öyküsü’, yayımlandığında edebiyat dünyasından olumlu yorumlar alamamış olsa da,  Melville’den, Verne’e; Baudelaire’den Henry James’e kadar edebiyatta …

tarih köşesi
April 21, 2010 – 11:52 pm | One Comment
tarih köşesi

Blind Willie Johnson dinliyorum
1897′de doğmuş
Atatürk gibi filan

Unutma Unutturma – 1
April 13, 2010 – 7:27 am | No Comment
Unutma Unutturma – 1

1976′da Bowie’nin değişiminin göbeğindeki albüm (ya da Young Americans ve Low’un arasındaki), 10 dakikalık düşündürücü Track 1′ıyla dinleyenleri önce bir dürten sonra Golden Years, TVC15 ile sarsan, Wild is The Wind ile bitiren albüm işte …

Funky Gems – 1
April 5, 2010 – 2:34 am | No Comment
Funky Gems – 1

’70′lere kapılalı uzun süre olsa da hala o döneme yeni şeyler bulup dinleyebilmek o dönemin kıymetini daha iyi anlamak gerektiğini hatırlatır oldu. Burdan yola çıkarak ne kadar süreceğini bilmediğim Funky Gems başlıklı bir seriye başlıyorum. …

Bir düşüşün hikayesi: Falling Down a Mountain*
March 9, 2010 – 1:31 am | No Comment
Bir düşüşün hikayesi: Falling Down a Mountain*

*Bu yazı kargamecmua’nın Mart 2010 sayısında yayımlanmıştır.

Az çekmedik, içimizi kemiren dumanlı bariton seslerden. Cohen’in o ünlü mavi yağmurluğuyla yağmurda şemsiyesiz yürümenin güzelliğini keşfettik. Curtis’le ‘izolasyon’un bazen bir gereklilik olduğunu anladık. …

25 yıl
February 14, 2010 – 10:21 am | No Comment
25 yıl

14 Subat, kutlanilmasi gereken bir gun ise The Smiths dinleyerek kutlanilir.

14 Subat 1985

ne var ne yok?
February 5, 2010 – 6:39 am | No Comment
ne var ne yok?

Geçen hafta saydıklarımın dışında bu hafta da iyi şeyler dinleme fırsatı buldum. Sade’nin albümü Soldier Of Love artık ortalıkta kolaylıkla bulunabiliyor. Ben henüz çok ısınamadım albüme, ama kredisi bol bende Sade albümlerinin. Bu hafta için …

Nerde kalmıştık?
January 27, 2010 – 4:26 am | No Comment
Nerde kalmıştık?

Adamakıllı birşeyler yazmayalı neredeyse bir sene oldu. Yeni bir yıla girildi, herkes 2009 listeleri yaptı. Onu bile kaçırdım. Herneyse. Zararın neresinden dönersek kardır. Yazmadığım dönemde de çok iyi albümler çıktı ama onları şimdilik ıskalayıp kaldığım …

kind woman
January 14, 2010 – 11:39 pm | No Comment